24 Ekim 2012 Çarşamba

ÖZLEMİMİN KIRMIZI TOMURCUĞU





Bir kırmızı tomurcuk
Duruyordu bakışımın ardında
Kalbimden de beri açmış
Kokusu aydınlığını temize çeker sevdamın
Gelmiş özlemimin baş köşesine kurulmuş
Kelimelerimi sermiş şah damarımın kıyısına
Ters yüz ederek kurutur

İstanbul, 2010

KALBİNİN KURDUĞU ÜLKEYE DOĞDUM BEN




Kalbinin kurduğu ülkeye doğdum ben
Kaldım kainatın övdüğü güzelliğinle

Her gün içe sığmaz sevgimi iyice büyüten böyle
Kuran’daki aksindi ve yaralı gönlümdeki  

Sen o yanmadığım ateşsin iki dünyanın güneşi
Pervanenden üst üste atlayan kanadı renkli kelebeğim ben

Geceyi yırtan adımlarınla önümüzde yürüdün
Ayak izlerine yüz süre süre gün sayıyorum

Sen yol verdiğimsin içimin denizini ortadan ikiye bölerek
Düşmanını boğduğumsun en büyük dalgalarımla

İstanbul, 2012.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

DOST






Üzülmesin dostum diye
Söyleyemem hiç derdimi
Yanımdadır görür diye
Belli etmem her halimi

Dost dediğin mert olmalı
Darda halden anlamalı
Bana bir şey sormamalı
Fark ettirmez eksiğimi

Yiğit yoldaş aslan olur
Gözü gönlü tok can olur
Doğru yolda arkan olur
Kim bükecek bileğimi

YALAN SEVDALARA AĞLAMAK






Yabancı değilsin hele gel böyle
Kime vereceksin gönlünü söyle
Aşk istismarı çok sen beni dinle
Allah’tan başkası hiç değer vermez

Kimlere güvenip umut bağlarsın
Yalan sevdalara neden ağlarsın
O güzel yüreği boşa dağlarsın
Halinden anlamaz sevmeye değmez

Boş şeyin altında mana arama
Mecnun’u bekleyen Leyla hiç yanma
Kalbi yaratana ver oyalanma
Ferhat’ı bekleyen Şirinler gülmez

19 Temmuz 2012 Perşembe

YOKLUK DAKİKALARININ ALEVİNDE






Bir gönül çelen diyorlar
Mavi boncukların savrulup
Dağılıyormuş uzak umutlara
Dile gel dile
Topla aşkın ipinde kelimelerini
Ey titremesini sevdiğim yürek
Yüzüme aydınlığını sal şimdi şiirinin

Kızarmış gözlerim
Gecenin tomurcuğu en masum anında
Işığının sıcak yağışını bekliyor
Gönlümün kalesi bakışının
Mahcubiyetinden korkuyorum
Kurumasından

Gün var ömürdür
Umuda doğup
Acıya can veririm üst üste
Yokluk dakikalarının alevinde  
Rüyamda
Birini çıkarıp korkunç maskelerin
Ötekini takıyorsun utanmaz ellerinle
Hayra yoracak beri gelsin
Kederime gelsin asırlar ötesinden
Ulu tabirciler

Sen yanımdayken bile
Başka yerlerde mi gönlün
Uzaklarda mı gecenin gölgesine
Gömülmüş fotoğraflarda mı
Kim bilir neresinde aldanışın
Aldatışın hangi soğuk
Acı veren renklerinde
Boş boş dolaşıyor yabanıl
Karanlık seslerde


İstanbul, Ramazan 2012

16 Temmuz 2012 Pazartesi

GÖNÜL BAHARI SEVDA





Vurulmuş yaralı kelime kanardı
Ateşli kem gözler suçlar birbirini
Nerede bülbüller gül ağacı yandı
Gönlümde şakırdı bir aşk şiirini

Ayla senelerle uzamış hüsranla
Hesabım kapanmış mekanla zamanla
Küldür ömür bahçem küsmüş bahçıvanla
Nerde bulacağım o cönk defterini

Öldü sümbüllerim gurbettir nedeni
Hasreti eritir sarartır bedeni
Gel gönül baharı sevda dirilt beni
Vuslat pınarında yıka kara kefeni

Hülya Yürekli
İstanbul, Nisan 2012

26 Mayıs 2012 Cumartesi

ALLAH’A EN YAKIN YERİNDE YUVASININ




Bir kadın yüreği tetikte
Geceden farklı olduğunu bilir
İçinin karanlığının
Eşi çocukları acıları
Hepsi altında zamanın
Mayalar dünya yakasını
Sonsuz mutluluğun

Ellerini yüzüne kapatır kadın
Umuda yatırırken
Sevinç içinde içi dışı gözyaşlarında
Aydınlık tarafında
Islak parmakları övünür bıraktığı izlerle

Şehir illallah dedirtti elbette
Sabahına doğru bir karanfilin
Çocuk yüzlerine
Yuvalanmış beyaz dilekler
Kanatlandılar birden
Dilinin ucunda yakarışta
Allah’a en yakın yerinde yuvasının

Neden iç aydınlığı atlasından kadının
Bayramlıklar biçilir çocuklara
Neden Allah diyerek akar
Sevgi ırmağı coşarak
Derin yaralar temizlenirken
Odalara sinmiş ıtırında merhametinin

Bakışı aşarak yüzü elleri gözyaşlarını
Tarar ölüm ötesini bir çırpıda
Ailesi adına yoklar teraziyi kaygıyla
Bir gülümsemenin ağırlığını
Bir kelimenin kefede ne tuttuğunu ondan sormalı

İstanbul, Mayıs 2012